Genişbant İnternet Dağıtımında Neden Fiberoptik Kablo Kullanılmalıdır?
Ülkemiz genelinde kullanılan Türk Telekom ADSL genişbant internet hizmetinin erişim (upload ve download) hızlarının, dünya genelinde sunulan erişim hızlarının yakınından dahi geçemediği açık bir şekilde görülmektedir. Hatta 2007 Ocak tarihli OECD verilerine göre Türkiye'deki kullanıcıların sahip olduğu ortalama genişbant internet download hızı, 1,395 MBit/s ile 30 OECD ülkesi arasında sonuncu sıradadır. Aynı verilere göre OECD ortalaması 13,707 MBit/s, birinci sıradaki Japonya'daki kullanıcıların sahip olduğu ortalama genişbant internet download hızı ise 93,693 MBit/s'dir.
Ülkemizdeki internet erişim hızlarının bu kadar gerilerde olmasının sebebinin ise altyapı yetersizliği ve ülkemizde uygulanan yanlış telekomünikasyon politikası olduğu bilinen bir gerçektir. Bu makalede, yüksek erişim hızlarına ulaşılmasının önündeki en büyük altyapı engeli olan kablolama tekniği üzerinde duracağım...
Şu anda Türkiye'deki yetkili (ya da burada "tekel" sözcüğü daha etkili olacaktır) ADSL dağıtıcısı olan Türk Telekom, bilindiği gibi ADSL hizmetinin dağıtımını, bakır kablolardan oluşmuş telefon hatları üzerinden yapmaktadır. Bu kablolama tekniği teknik açıdan gayet hatalı olmakla beraber, teoriden ötede pratikte de yüksek erişim hızlarına ulaşılamaması ve internet bağlantısında sık sık kopmalar yaşanması gibi birçok önemli soruna yol açmaktadır.Ülkemizdeki internet erişim hızlarının bu kadar gerilerde olmasının sebebinin ise altyapı yetersizliği ve ülkemizde uygulanan yanlış telekomünikasyon politikası olduğu bilinen bir gerçektir. Bu makalede, yüksek erişim hızlarına ulaşılmasının önündeki en büyük altyapı engeli olan kablolama tekniği üzerinde duracağım...
Peki, Türk Telekom tarafından kullanılan kablolama tekniği neden yanlıştır. Alexander Graham Bell; telefonu 1876 yılında bulduğunda, iki telefon cihazı arasında sesi aktarmak için bakır kabloları kullanmıştı. Bugün telefon şebekelerimizi oluşturan kablolar ise, Bell'in kullandığıyla aynı türden, bakır kablolardır.
Bell'in telefonu bulduğu yıllarda, dijital teknolojiden söz etmek pek olası değildir. Buradan, Bell'in telefonundaki ses aktarımının analog bir prensibe dayandığı sonucuna varabiliriz. Günümüzde kullandığımız telefonlar arasındaki ses aktarımı da benzer bir analog prensibe dayanır. Ancak ADSL, adının açılımından (Asymmetric Digital Subscriber Line - Asimetrik Dijital Abone Hattı) da anlaşılabileceği üzere dijital bir teknolojidir.
Ne var ki, analog ve dijital teknolojilerin aktarımındaki gereksinimler, farklılık göstermektedir. Buna örnek olarak karasal radyo ve televizyon yayınları verilebilir. Bilindiği gibi radyo dalgaları, ilk olarak sesi kablosuz olarak aktarmak için icat edilmiştir. Analog olarak 1906 yılından beri süren radyo yayınları, günümüzde de birçok gelişmiş ülkede sadece daha ileri teknolojilerle (AM, FM) gibi, analog olarak devam etmekte ve tatminkar bir kalitede dinleyicilere iletilebilmektedir. Ancak aynı radyo dalgaları prensibi ile UHF, VHF gibi bantlardan analog olarak televizyon yayınlarının iletimi (ticari olarak) 1946 yılında başlamış olmasına rağmen; bu teknoloji günümüzde yetersiz kalmıştır ve bu sebeptendir ki, bugün birçok ülke DVB/T, ATSC gibi dijital karasal televizyon standartlarını kullanmaktadır ya da bu standartlara geçiş yapmaktadır. Aynı bu örnekte olduğu gibi, bugün ülkemizdeki sabit telefon şebekeleri büyük bir kararlılıkla çalışmaktadır. Ancak bunun kadar büyük gerçek varsa, o da bugün ülkemizdeki genişbant internet servislerinin aynı büyüklükte bir kararsızlıkla çalıştığıdır.
Oysa ki fiberoptik kablolar, tamamen dijital teknolojilerde kullanılmak üzere icat edilmiştir. Hatta fiberoptik kabloların en sık kullanıldığı alanlar arasında uzak mesafeli telekomünikasyon yer almaktadır. Örnek vermek gerekirse, TTNET'in sitesindeki açıklamalara göre santralden en fazla 5,5 km uzaklıktaki noktalara genişbant hizmeti ulaştırılabilirken, 1981'de General Electric tarafından üretilen bir kablodan, 40 km uzağa kadar veri geçebiliyordu.
Fiberoptik kabloların bakır kablolardan daha iyi olduğunu ise teknik veriler kanıtlıyor. Önbilgi; kablolardaki kayıp, bir kablodaki sinyalin birim uzaklıkta kaç dB düşeceğidir. 0,151 dB/km gibi çok düşük kayıplı fiberoptik kablolar üretilmişken, bakır kablolarda bunun gibi kayıp oranlarının altın gibi çok değerli metaller kullanılması halinde bile sağlanması olanaksızdır. Başka bir teknik veri ise, fiberoptik kablolarda günümüz itibariyle 111 Gbit/s gibi bant genişliklerine ulaşılabildiğidir. Bu miktarda bir bant genişliğini bakır kabloyla sağlamak ise, günümüzün teknolojisiyle bir hayalden öteye geçememektedir. Ayrıca fiberoptik kablolardaki çok katmanlı korumanın aksine bakır kablolarda veri, basit plastik katmanlarla korunmaktadır. Bunun üstüne ülkemizdeki telefon şebekesinin yıllar önce döşenmiş olması eklenince, Türk Telekom'un sağladığı internet bağlantısındaki kopmaların ve veri kayıplarının sebebine ulaşılmaktadır.
Bu üstünlük çok basit bir şekilde şöyle de açıklanabilir, bakır kablonun bir taşıyıcı olarak kullanılabileceğinin keşfi 1800'lerin başında yapılmışken, fiberoptik kablonun pratikte kullanımı 1920 yılında gerçekleşmiştir.
Peki, aralarında bu kadar büyük bir fark olmasına rağmen neden Türk Telekom, internet altyapısını fiberoptik kablolar ile yenilemiyor? Bunun iki sebebi var:
Birincisi; Türk Telekom'un, kurumsal hayatında en çok yer eden etkinliğin sabit telefonlar olmasıdır. Bu nedenle Türk Telekom bütün altyapısını sabit telefon hatları üzerinden yürütmek istemiştir, analog veri taşımak için tasarlanmış bir sistemden dijital veriyi "zorla" taşıtmaya çalışmak pahasına olsa da!
İkincisi ve en önemlisi ise; fiberoptik kablonun tek eksisi, bakır kabloya kıyasla daha pahalı olmasıdır. Bu fiyat farkına sokak düzenlemeleri ve eski altyapının yürürlükten kaldırılması eklenince, ortaya çıkan rakam daha da yükselmektedir. Ancak Türk Telekom'un şirket gelirleri, bu altyapı düzenlemesini rahatlıkla karşılayabilmektedir. Ve de, makale boyunca bahsettiğim gibi, uzun mesafeli dijital veri aktarımlarında fiberoptik kablo kullanımı bir tercih değildir, bir zorunluluktur.
Üye Ol
Giris Yap
RSS


Yorumlar
Yorumunuzu ekleyin!