Windows 7'de WLAN Üzerinden İnternet Bağlantısı Paylaşımı (ICS)

Windows 7'yle PC'lerimize giren harika özelliklerden birisi de kablolu (ADSL, Kablonet, fiber vb.) internet bağlantısını yakın çevre (aynı evin ya da odanın) içinde kolayca ve kablosuz olarak paylaşabilmemiz. Eğer siz de benim gibi kablosuz modeme suklıkla ihtiyaç duymayan ve pahalı bulan ama arada bir de "alt katta cep telefonumdan internete ücret ödemeden girebilsem ne güzel olurdu" diyenlerdenseniz bu yazıyı okumadan geçmeyin! >>


En Sorunlu (Intel Atom'lu) Multimedia Çözümü: Exper Tria

Bu akşam Forum Bornova Kipa'ya gitmiştim, aslında teknolojik ürünlere bakmak gibi bir niyetim yoktu. Hazırv yemek alacaktım sadece. Hazır yemek bölümüne doğru ilerlerken Smile ADSL ve Exper'in ortaklaşa kurduğu bir standın önünden geçtim. O kadar bilgisayarın bulunduğu bir yerin ilgimi çekmemesi olası değildi, onun için durup birkaç dakikamı Exper'in bilgisayarlarına bakmakla geçirdim. O standda beklerken Asus Eee Pc 1000/1000HE'ye çok benzeyen (hatta biraz fazla benzeyen) Exper Style PC dikkatimi en çok çeken ikinci üründü. Artık tasarım alanında yapılan kötü bir çalışmanın ürünü müdür yoksa "esinlenerek" yapılmış bir tasarım mıdır bilinmez. En çok dikkatimi çeken ürün ise Exper Tria idi. Onu da yazının devamında anlatacağım. >>


İki DigitalPersona İpucu: FF v3.5.* ile Uyumlu Hale Getirme ve Facebook'ta Kullanma

DigitalPersona, aslında biyometri üzerine çalışan bir firma. Bu firmanın DigitalPersona Personal yazılımı parmak izi okuyucusu olan HP ve Dell laptoplarda yüklü geliyor (firmanın bütün pazar partnerleri için buraya bakabilirsiniz). Bu yazılım benim de laptop'ımda yüklü geldiği için benim de ilgi alanıma girmiş oldu. Programdan nasıl en yüksek verimi alacağımı internette araştırırken oluşturduğum iki ipucunu bu yazıda paylaşacağım. >>


1 Ay Göz Açıp Kapayana Kadar Geçmiş :)

Sık yaşadığım bir olayı az önce tekrar yaşadım, bloguma yazdığım en son yazının tarihine baktım ve yaklaşık 1 ay öncesine ait olduğunu gördüm. Yazının devamında bu bir ayda başımdan nelerin geçtiğini anlatacağım. >>


Facebook Yeni Trendini Yürütebilecek Mi?

Sıkı bir Facebook kullanıcısıyım. Blogumun sol alt tarafına bakarsanız Facebook profilimin bağlantısını görebilirsiniz. Facebook uzun süredir aktif olarak kullandığım tek sosyal ağ sitesi olduğu için Facebook'la ilgili bir şeyler karalayacak birikimim var. Hatta şu "eski tasarım mı yeni tasarım mı?" tartışmaları daha dün gibi aklımda. Kullandığım yıllar boyunca Facebook'un yaptığı bütün yenilikleri takdir ettim, son yaptıkları dışında. Bu yüzden yeni bir tartışma başlatıyorum "kişi odaklı sosyal ağ mı içerik odaklı sosyal ağ mı?" >>


AIMP İpuçları 3

AIMP İpuçları yazı dizimin üçüncü yazısıyla karşınızdayım. Bildiğiniz gibi bu yazı dizisinde favori müzik oynatıcım AIMP hakkında özgün ipuçlarını okuyucularımla paylaşıyorum. Bu yazıda da işinize yarayacağını umduğum bir ipucunu sizinle paylaşacağım. Bu sefer konumuz, AIMP'ten nasıl daha yüksek ses elde edilebileceği. >>


Nokia N97 Şehrinize Gelirse

Bundan blogumda hiç bahsetmemiştim ama ilk olarak 2 Aralık 2008'de tanıtıldığından beri Nokia N97'yi heyecanla bekleyen büyük kalabalığın bir üyesiyim. Evet, bundan hiç bahsetmedim, çünkü N97'yle ilgili bilgi bulabileceğiniz çok fazla site, forum ve blog var. Örneğin, şu anda Google'a N97 specs yazarsanız 2.660.000 sonuçla, N97 pics yazarsanız 2.040.000 sonuçla karşılaşmanız an meselesi. Her yerde gördüğünüz içerikleri pişirip pişirip bir de buraya koymamın pek anlamı olmayacaktı. Ama artık N97'yle ilgili, özgün bir anım var. Bu yazının devamında size hem N97'yle nasıl tanıştığımı, hem onun nasıl vazgeçilmezim haline geldiğini hem de onunla ilk anımı anlatacağım. >>


Facebook'taki Kullanıcı Adları

Eğer Facebook sayfanızdaki uyarıları dikkatlice okuma gibi bir alışkanlığınız varsa 13 haziran, saat 07.01'den başlayarak Facebook profilinize bir kullanıcı adı alabileceğinizi biliyorsunuzdur. Ben bilgisayardaki uyarıları "acaba herşeyim silinecek mi?" modunda olmadan, sakin sakin okumama rağmen kendi kullanıcı adımı aldım bile!

Şimdi siz de beni görüp "Aaa, facebook.com/temmuzk diye Facebook profili mi olurmuş" dediyseniz facebook.com/username adresinden kendinize bir kullanıcı adı alabilirsiniz, o ayrı konu. Bunu alınca ne olacak,  facebook.com/profile.php?id=000000000 (000000000 yerinde 9/10 rakamlı profil ID'niz bulunuyordu hatırlayacağınız gibi) şeklindeki profilinizin URI'ı facebook.com/kullaniciadiniz şeklinde olacak, falan filan.

Benim asıl yazmak istediğim, neden bu kullanıcı adlarını alma sürecinin bu kadar heyecanlı olduğu. Bu sabah bilgisayarı açtığımda içimde bir burukluk vardı, çünkü benim "sabah" diye nitelendirdiğim zaman dilimi, aslında öğlendi. Dün gece de bu yazıyı yazdığım saatlerde uyanık olduğum için bu sabah 12.00 gibi uyandım. İçimdeki burukluğun nedeni de saat 07.01'de başlayan o atmosferi kaçırmamdı. Bir şey de yazamıyorum işte, acaba facebook.com'da müthiş bir yoğunluk mu vardı, yoksa o saatte herkes (evet, farklı saat dilimlerindeki insanlar da!) mışıl mışıl uyuyor muydu bilemiyorum!

Bu paragrafa da aynı şekilde başlayacağım, neden bu kadar heyecan? Kullanıcı adı sistemiyle çalışan birçok ünlü site ve birçok ünlü sosyal ağ sitesi olmasına rağmen neden Facebook için günler öncesinden duyurular yapıldı, eşe dosta "Cumartesi günü Facebook'tan kullanıcı adını almayı unutma" denildi? Çünkü adı üzerinde, o Facebook. Facebook'un kullanıcı adı dağıtması ICANN'in bedavaya domain dağıtması gibi bir şey.

Peki neden aldık? Aldık, çünkü, eeee, ne bileyim işte... Yok, yok şaka yapıyorum; neden aldığımızı çok iyi biliyorum. Neden aldık, çünkü örneğin benim ad-soyad benzerliğinden ötürü Facebook'ta bulamadığım çok kişi vardı. Şimdi onları gördüğümde "Bana Facebook kullanıcı adını söyle" ve "Git mahkeme kararıyla adını-soyadını değiştir, orijinal ol biraz!" diyebileceğim. Bir sebebi de buydu belki, orijinal olmak. Facebook hepsi birbirine benzeyen 9-10 rakamlı ID'lerle uğraşmamızı istemedi, profil URI'larımızın da bizi yansıtmasını istedi. Böylece Facebook profillerine bağlantı vermek daha kolay oldu, falan filan...

Biraz da genel olarak, Facebook hakkında yazmak istiyorum. Birkaç gün önce bir arkadaşıma Facebook profili oluştururken bir şeyi farkettim, arkadaşımın profiline arkadaş ekleyebilmek için her ekleme yaptığında ya bir CAPTCHA kodu girmesi ya da bir kereliğine "profilini doğrulaması" gerekiyordu. Artık CAPTCHA analiz etmekten sıkıldığımızda profil doğrulama işleminin nasıl olduğuna baktım. Şuymuş, gerçek bir insan olduğunuzu anlayabilmek için(!) telefon numaranızı giriyormuşsunuz, onlar da size bir SMS yolluyormuş, bu şekilde doğrulama yapıyormuşsunuz. Aslında dedikleri doğru, gerçek insanların cep telefonu numaraları olur. Ancak şu açıdan da değerlendirmek lazım, Facebook bizden (yine) bir özel verimizi istiyor. Hoppala! Facebook'un kişisel gizlilik skandalları içinde boğuştuğu bir dönemde eğer benden cep telefonumun numarasını istese, kesinlikte vermezdim. Yeni bir uygulama bu bu arada, ne zaman başladığını bilmiyorum ama ben birkaç gün önce denk geldim. Ah Facebook, ah!

Yine de bunların hepsine rağmen, Facebook şu anda dünyanın bir numaralı "kişisel profil" odaklı sosyal ağ sitesidir. Teknik açıdan da çok iyi bir kodlamaya ve belki de alanındaki en iyi tasarıma sahiptir. Her zaman söylerim, Facebook'un tasarımcılarına söylenmesi gereken tek bir söz varsa o da "Tebrikler!"dir. Böyle bazen küçük haltlar yese de onları gözardı edip bu sistemi doyasıya kullanmalıyız. "Facebook amele doldu." dediğinizi duyar gibiyim. Hey, herkesi arkadaşınız olarak eklemek zorunda değilsiniz!


The Tonight Show with Conan O'Brien

Bu aralar kaçırmadan izlediğim bir talk show var e2'de, The Tonight Show with Conan O'Brien. Aslında ben Conan O'Brien'ı Late Night with Conan O'Brien şovuyla tanımış ve sevmiştim, ancak Late Night'ı Jimmy Fallon alınca Conan'ı artık izleyemeyeceğim diye bayağı bi' üzülmüştüm. Özellikle de Late Night with Conan O Brien'ın son bölümü çok trajedikti.

Bütün bunların üzerine dün kanepemde uyuklarken şunu farkettim, önümdeki TV'de The Tonight Show with Conan O'Brien oynuyordu. E tabi gözlerim faltaşı gibi açıldı, uyku muyku kalmadı. Dün izlediğim ilk bölümüymüş The Tonight Show with Conan O'Brien'ın. Şunu söyleyebilirim ki, mükemmeldi. Late Night'tan daha iyi olmuş bence, Conan bir erken programa geçerek komediyi de bir seviye yükseltmiş.

Peki bu yazının devamında neyi yazacağım? The Tonight Show with Conan O'Brien'ın her gece saat 23.00'te e2'de olduğunu yazmayacağım, yazının devamında The Tonight Show'un bugünkü (03.06.09) bölümünden gülmekten yerlere yata yata kaydettiğim 1:56'lık bir klip var. >>


Hangi Ekran Formatı? Personele Sorun(!)

Dün İnciraltı'ndaki Özdilek mağazasında gördüğüm ilginç, biraz da trajikomik bir kareyi cep telefonumun kamerası yardımıyla dijital bir kareye dönüştürüp blogumda paylaşıyorum. Konumuz: Teknoloji mağazalarındaki -ya da buradaki örnekte mağazaların teknoloji bölümlerindeki- personelin bilgisizliği ve yetersizliği. >>


Genişbant İnternet Dağıtımında Neden Fiberoptik Kablo Kullanılmalıdır?

Ülkemiz genelinde kullanılan Türk Telekom ADSL genişbant internet hizmetinin erişim (upload ve download) hızlarının, dünya genelinde sunulan erişim hızlarının yakınından dahi geçemediği açık bir şekilde görülmektedir. Hatta 2007 Ocak tarihli OECD verilerine göre Türkiye'deki kullanıcıların sahip olduğu ortalama genişbant internet download hızı, 1,395 MBit/s ile 30 OECD ülkesi arasında sonuncu sıradadır. Aynı verilere göre OECD ortalaması 13,707 MBit/s, birinci sıradaki Japonya'daki kullanıcıların sahip olduğu ortalama genişbant internet download hızı ise 93,693 MBit/s'dir.

Ülkemizdeki internet erişim hızlarının bu kadar gerilerde olmasının sebebinin ise altyapı yetersizliği ve ülkemizde uygulanan yanlış telekomünikasyon politikası olduğu bilinen bir gerçektir. Bu makalede, yüksek erişim hızlarına ulaşılmasının önündeki en büyük altyapı engeli olan kablolama tekniği üzerinde duracağım... >>


Fiyaskolarla Dolu Bir Blog

Hayır, böyle bir başlık kullanmış olmama rağmen birşeyleri kötülemeyeceğim bu yazımda. Çünkü geçenlerde bunu benim yerime yapan süper bir bloğa rastladım. Hatta bu bloğu o kadar beğendim ki, aralıksız 30 sayfa okumuşum. Bununla da kalmayıp, bloguma bir yazı yazmak istedim. Bu blogun yazarları, içinde fiyaskolar olan şeyleri buluyor ve fotoğraflarını/videolarını çekiyor. Ortaya ise çok komik ürünler çıkıyor. Ben sizin için bu ürünlerden 2 tanesini seçip yazının devamına ekledim. >>


"What's the F---ing Joke?"

Tamam, başlık İngilizce ama bu durumu anlatan daha iyi bir başlık bulamadığımdan benzer bir konuda yazılmış başka bir yazının başlığını kullandım. Bu yazı, Avusturya'nın küçük bir köyünde sık sık gerçekleşen bir olayla ilgili... >>


2 GB'lık Belleğe Kaç GB Veri Sığar?

Tamam, doğru yanıt 2 (eğer siz de belleği üreten firma da KB - MB - GB arasındaki geçişleri aynı sayıyla [1000 ya da 1024 ile] çarpıyorsa). Peki, 2 GB'lık belleğe 21,3 GB sığdırdım desem... Daha doğrusu ben sığdırmadım, belleğin içinde buldum bunları. Baştan söyleyeyim, bu bir dosya sıkıştırma denemesi vb. değildir. Kafanız yeterince karıştırysa (buraya VBulletin'deki :evil: smiley'i gelecek) ve bu gizemli dosyanın (dosyaların) ne olduğunu merak ediyorsanız bu cümlenin sonundaki iki küçük oktan devam edin... >>


600 Hz Televizyon Olur Mu?

Normalde blogumda çok fazla teknoloji haberi yayınlamam, bilirsiniz (tamam, "bilenler vardır" diyeyim). Bu da aslında bir teknoloji haberi sayılmaz ama çok benziyor. Böyle bir yazı yazmamın nedeni şu; arkadaşlarımla sıradan bir sohbet içindeyken "600 Hz TV yapmışlar" dedim. Kimse inanmadı, gerçekten. Hatta bir-iki küfür bile yemiş olabilirim :). Siz de bunun gerçeğini öğrenip, arkadaşlarınıza anlatın ve küfür yiyin diye bu yazıyı hazırladım :). Peki yazının devamını okumadan önce size sorayım; sizce 600 Hz TV üretilmiş midir? >>


Hakkımda

Temmuz Karali Temmuz Karali, herşeyden önce bu blogun yazarıdır tabi ki. Onun dışında, İzmir'de yaşayan ve lise öğrenimine devam eden sıkı bir computer geek'tir. >>

Beslemeler

Arama

 
 

Reklamlar

 




ASPİndir.com